avatar

Sevgilim

12/11/2016
hisperest

Soğuk, karanlık bir vakitte evime giden o çıkmaza doğru gidiyor,  sorularla meşgale oluyordum.  Olurken bir yandan da yerdeki taşlara tekmeler atıyordum. Soruların hıncıyla olsa gerek biraz sert vuruyordum. Yüz ikiyüz metre gitmiş olsam gerek, yerde güzel bir defter buluyor acaba kim düşürdü diye etrafa bakınıyorum, sesleniyorum; “ Bu mavi ciltli defterin sahibi yok mu?”.  

Defterin içini de açmak saygısızlık olur diye içten içe dertleniyorum. Ne yapsam ki hay Allah, ucundan bakınıp kaparım. Belki bir ipucu bulurum.

Bir kaç yüz metre deftere dokunmadan eve doğru geçtim. Günün yorgunluğu ve rehaveti üzerimdeyken o telaşeyle defteri köşeye bırakıp ev işlerine dalıyordum.  Derken

Yatkı ezanı okunur. Aziz Allah.

Ezan anıyla gözüme çarpıyor defter, acaba kimin, önemli olabilir, içine bakıp sahibine teslim etmeliyim. Açıyorum ilk sayfa Aynen şöyle yazıyor…

“Sevgilim”…

O kadar içten yazmış olmalı ki tüylerim diken hiç böyle olduğumu hatırlamıyorum.

“Sevgilim”…

Cümleler devam ediyor ve aynen size aktarıyorum.

“Sevgilim bugün seni aynı köşe başında gördüm.

Saçlarının rengi, bakışların, masumiyetin eskisi aynı, Ses etmeden izledim ama çocuklar vardı mutluydunuz. Dokunmak istemedim. İzlerken gözlerimi senden de alamadım…”

O an bıraktım okumayı.

Ezan okunmuştu namazı kılmalıyımdım.

Kılmaya başlarken o an yazılanların etkisiyle olsa gerek; istemsiz bir gözyaşı, durmuyor, durduramıyordum..

Ayakta ellerim bağlı şekilde; ”Allah’ım ne olursun, gözyaşlarımı huzuruna mutluluk olarak yaz” (Amin).  Diyorum.

Namazı o kırıklık ve gözyaşıyla bitirip mavi ciltli deftere koştum. Hayatımın cevabı orada olabilir…

Devam ediyorum…

“Sesini duydum.  Yüzüm de hafif bir tebessüm. işte o an sesinle Dünyayı ayaklarıma serdin; Sevgilim.

Aklıma esti seninle sarıldığımız günler. Seninle sarıldığımız. Ne acı değil mi “sarıldığımız”.

Diyorum ya; Şu an seninle sarılmak varken yazmak, bu da kader sevgilim. Ötesi keder…

Keder ama ama ama; SEVGİLİM".

Üzerine mürekkep dökülen bir kaç sayfa ve atlıyorum. Ve şu cümleleri karşıma alıyorum. 

"Hatırlar mısın sevgilim?

Beni sakın unutma derdin.  Ah, Seni unutmak. Nasıl olur unuturum sevgilim. Aylardan şubat, gün 29 nasıl unutayım sevgilim…

Şubat bile 4 yılda bir geliyorken sevgilim nasıl unutayım."

Üzerine bir kaç sayfa daha aynı şekilde mürekkep, atlıyorum.

Son yerler olsa gerek mavi çiltli defterin eksik ama anlamlı yeri.

 

"Devamı seninle sevgili”

Bak Mavi ciltli defter de bitti..

         İşte...

Ben devam ediyorum şimdilerde sevgilim. Beni mutluluğuna şahit yazman için devam ediyorum….

Etiketler

Yorumlar Yorum Yap