Çoğumuzun sıkıntısı büyük ve yaşadıkları olaylar güçtür, zahmetlidir.
Hepimizin başından acı bir olay geçmiştir.
Ya en yakınımızı kaybetmiş ya da yaşarken unutulmuş gitmişizdir.
Hepimizin dönüm noktası kabul ettiğimiz inişleri çıkışları olmuştur. Hepimizde vahim bir gerçek, gerekçe vardır ve yaptığımız, yapacağımız her hamlede bir dayanışma mevcuttur geçmişe yönelik. Çoğu farkındadır bu durumların çoğu daha başlangıç evresinde. Bu yaşantıyla, kişinin olgunluk, kişisel gelişimi ve çevresine olan sevgi, saygı ve mücadelesiyle ileriye dönük planlamalarıyla yaptığı oluşumlarla alakalıdır. Tabi her oluşama da tutup olgunluk evresi demek pek mümkün değildir hele ki şu çağda.
Tabi bakış açısının durumuna göre saymak mümkündür yaşanılan onca sancılı günleri.
Peki ya bunları ne için anlatıyorum.
Buraya kadar her şey doğal..
Şimdi başlıyor asıl kargaşa.
“Niye peki”..
Geçmişi unutamayacak kadar vahim gerekçeler seçen bizler, niçin iç dünyasının kalabalığına ya da boşluğuna itilmeye, her tarafından döküm veya yıkım içiren seçimlere başkahramanlık yapmaya, elimizde olan durumları unutmaya karar vermeye devam ediyoruz. Yukarıda yaşadıklarımızdan bahsettim, ortak noktalarımızdan, ortak fikirlerle çıkan tek seslilikten.
Diyorum ki yetmez mi artık çevreyi kirlettiğimiz, görüntü kirliliği?
Bakınız;
Dünya her geçen gün bilgi yığını ve bu ağın oluşturdu pislikle boğuluyor, düşünce denen özgürlük sınırlandırılıyor, baskı altında bırakılıyor. Bunu biz yaptık ve hala yapıyoruz, yaşantımızı unutup birbirimize düşmeye devam ediyoruz, paylaşamıyoruz şu koca evreni, Ölçümüzü bilmiyor, geleceğimize silik tonlarda yaklaşıyoruz.
“Aktarım da yapamıyoruz bu bencillikle”.
Bunun sebebi de
Çoğu insan fikirlerini değil de gördüğünü aktarıyor, nadir çoğunluk özgür ve özgün iradeye başvuruyor.
Sonuç böyle olunca da; Hala birbirimizi kırmaya devam ediyor, seçimlerimizi eleştiriyor, etrafa her geçen gün haddimiz olmadan saldırmaya devam ediyoruz, sonrada saygı bekliyoruz…
Peki, ne yapmalı şu safhalarda...
Hepimizin başından geçen olaylar çoğumuzun sınırlandırdığı ve yalnızca seçimler kattığı şu dünyayı anlamlı ve hoşgörülü adımlarla karşımızdakileri kırmadan ve ego denen şu illeti birazda olsa kendimizden uzak tutarak daha iyi yaşanılabilir bir hal almaya gayret ve özenle bizden alınan duyguları onarmayı başarabilecek insanları çevremize katarak daha iyi bir yaşam ve gelecek inşa edebiliriz diye düşünüyorum, Haksız mıyım?
Sade